Ihlara Belediyesi Tarihin ve Tabiatın Doyumsuz Kompozisyonu
Ihlara Vadisi
Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi

Aksaray İli, Güzelyurt İlçesi, Ihlara Kasabası’nda ve Hasan Dağı’nın Kuzeydoğusundadır. Aksaray’a 40 km, Güzelyurt ise 7 km mesafededir. Rüzgarın esip esipte arada dinlendiği, Melendiz suyunun ise derin ve sessiz dik yamaçlı bir vadinin ortasından akarak, “Dönerek Akan Suyun Halkı”na “Peristrama” adını verdiği Ihlara Vadisi, İlk Hristiyanların vadi yamaçlarında oluşan tüfleri oyarak, kilise ve manastır yaptıkları mekanlar, Melendiz Nehrinin sularıyla bütünleşerek doğa harikası oluştururlar. Bu doğal güzellikleri Vadiye gelen ziyaretçilerin iniş ve çıkışlarını sağlayan toplam 382 basamaktan oluşan merdiven bulunmaktadır.

Eski adı “PERİSTREMMA” olan 14 km. uzunluğundaki Ihlara Vadisi’ni, Melendiz Çayı (Potamus, Kapadukus–Kappadokya Irmağı), baştan başa kat etmektedir. Irmak, Ihlara Kasabası’ndan başlayarak, yer yer kanyonu 100–120m derinlikte yararak, Kuzeybatı istikametinde Selime Kasabası, Yaprakhisar ve Belisırma Köyleri’nin ve Ziga Kaplıcası’nın bulunduğu geniş vadiye ve oradan Tuz Gölüne yönelir. Ihlara Vadisi’nin doğal oluşumu, korunaklı yapısı, burayı Hıristiyan dininin önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. 4. yüzyıldan itibaren önemli bir manastır merkezi haline gelen Ihlara Vadisi’nde, yapıldığı döneminin resim sanatı özelliklerini barındıran pek çok kilise bulunmaktadır. Vadide yer alan, banisi (yaptıranı) belli olan kiliseler, bilim dünyası için ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü vadide yer alan kiliselerin kesin tarihlendirilmesi oldukça güçtür. Kapalı Yunan Haçı ve serbest haç planlı, tek ve çift nefli kaya oyma kiliseler, Vadinin dik yamaçlarında sağlı sollu yer alarak, ortadan akan Melendiz nehrinin sularıyla bütünleşir. Vadi, doğal yapısı itibarıyla, IV. yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva yeri olarak kullanılmıştır. Hıristiyan dini, farklı dilleri konuşan insanlar arasında yayılmaya başlamıştır. Okuma yazma oranının düşük olması, Latinceyi az kişinin bilmesi, dinin yayılmasını zorlaştırmıştır. Bu nedenle dini yaymak için kiliselerde, İsa’nın hayatı, İncil’deki konular, din büyükleri ve onlarla ilgili olaylar resimlerle anlatılmaya başlanmıştır.

Vadi de yer alan freskli kiliselerde (Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Ağaçaltı, Pürenliseki, Eğritaş, Kırkdamaltı, Bahattin Samanlığı gibi) İsa’nın Doğumu, Meryem’e Müjde, Ziyaret, Mısır’a Kaçış, Son Akşam Yemeği gibi sahneleri görmek mümkündür. Vadide yer alan Selime Kasabası ve Yaprakhisar Köyü’nde de önemli kiliseler bulunmaktadır. Selime Kalesi, Derviş Akın Kilisesi, Doğan Yuvası Kilisesi gibi. Ihlara Vadisi, Aksaray’ın yerli ve yabancı turist çeken en önemli doğal ve tarihi yerleşimidir.


 


Ihlara Vadi'si Kapadokya bölgesinin en popüler yürüyüş yerlerinden birisidir. Müthiş doğası, vadi içine oyulmuş kiliseleri, Melendiz Çayı'nın büyüleyici görüntüsü ile Ihlara inanılmaz güzellikte bir atmosfere sahiptir. Ihlara Vadisi ile ilgili bilgiler okuduğunuzda vadinin yüksekliği ve yürüyüş yolunun uzunluğu nedeniye büyük ihtimalle gidip gitmeme konusunda aklınızda soru işaretleri oluşacak. Bu soru işaretlerini hemen silin çünkü vadiyi yukarıdan gördüğünüzde hemen aşağı inmek isteyecek, yürümeye devam ettikçe yol hiç bitmesin isteyeceksiniz. Aralık ayı olmasına rağmen o gün hava çok güzeldi. Kuzenimle alternatifler üzerine biraz konuştuktan sonra aklımıza Ihlara'ya gitme fikri geldi. Başta kış ayında Ihlara güzel olur mu diye tereddüt ettik. Sonra gitmeden bilemeyeceğimizi düşünerek yollara düştük. Çıplak ağaçların hüzünlü görüntüsü, gürül gürül akan Melendiz Çayı'nın güzelliği ve kış güneşinin göz alıcı renkleri öyle muhteşem bir birleşim oluşturmuştu ki kendimizi bir anda çok farklı bir dünyanın içinde buluverdik. İşte bu yazımda sizlere hem Ihlara ile ilgili bilgiler vereceğim, hem bir iki farklı rota alternatifi vereceğim, hem de çektiğim fotoğraflarla bir nebze de olsa size o ortamın güzelliğini aktarmaya çalışacağım.

Ihlara Aksaray'a yaklaşık 10 Km. uzaklıktadır. Ya Nevşehir-Aksaray yolundan ya da Derinkuyu yolundan gidilebilir. Dönüşümüzde hava kararacağı için dönüş yolu olarak Nevşehir-Aksaray yolunu tercih ettik. Bu yol çift yol olduğu için daha rahat bir yoldur. Dönüş yolumuz belli olunca gidiş yolumuz da belli oldu:) Biz Derinkuyu üzerinden gitmeyi tercih ettik. Derinkuyu yolu üzerinde ziyaret edebileceğiniz üç nokta var. Derinkuyu veya Kaymaklı Yeraltı Şehri, Narlıgöl Krater Gölü ve Gaziemir Yeraltı Kervansarayı. Peribacaları'nın ve Ihlara Vadisi'nin oluşumunda büyük payı olan Hasan Dağı'nın heybetli görüntüsü eşliğinde yola devam ediyoruz.

Çok eski çağlarda Hasan Dağı aktif bir yanardağ iken püskürttüğü lavların soğuması nedeniyle bölgede farklı bir kayaç yapısı oluşuyor. Zamanla oluşan çatlaklar, çöküntüler ve Melendiz Çayı'nın etkisiyle Ihlara Vadi'si oluşuyor. Ihlara vadisi yaklaşık 15 kilometre uzunluğunda. Yüksekliği ise yer yer 70-100 metre arasında değişiyor. Stanart gezi rotası Ihlara Köyü'nden başlayıp Belisırma Köyü'nde bitiyor ve mesafe 6 km kadar. Melendiz Çayı'nın her iki yakası yürüyüşe uygun olduğundan tüm yolu geri yürüyebilirsiniz veya Belisırma Köyü'nden vasıta ile Ihlara'ya geri gelebilirsiniz.

Ihlara Köyü'ne geçmeden önce bir süre yukarıdan vadi'yi inceliyoruz. Aşağıya indiğimizde vadi bu kadar haşmetli görünmeyecek. Burada olabildiğince manzara'nın keyfini çıkarıyoruz.

Artık aşağı inmek için sabırsızlandığımız için arabamıza binip Ihlara Köyü'ne geliyoruz. Burası vadi'nin girişinde bulunan tesis. Normalde bilet gişesi olarak yapılmış ancak bir de restoran var. Ayrıca karşıda görünen kameriyelerin bulunduğu noktadan yine vadi manzarasını seyredebilmek mümkün.

Bu da vadi'nin detaylı planı. Aslında vadi içerisinde yüze yakın kilise olduğu söyleniyor ancak çok az bir kısmı gezilebilir durumda. Vadi içerisinde kiliselerin yerlerini gösteren levhalar mevcut ancak vadiye inmeden önce buradan da bir göz atmanızda fayda var. Kış olduğu için vaktimiz az. Fazla oylanmadan vadiye ineceğimiz merdivenlerin başına geliyoruz.

Ihlara Vadisi'ne gelmemiş olsanız bile vadiye inen bu meşhur merdivenleri mutlaka duymuşsunuzdur. Bizzat tek tek bütün basamakları saydık. Tam 380 basamak. İnmesi çok zevkli ve kolay ancak insan geri nasıl döneceğini düşünmeden edemiyor. Aslında çok dik olmadıkları için eğer bir nefes probleminiz yoksa indiğiniz gibi yavaş yavaş çıkabilirsiniz.

Göz ziyafeti daha merdivenlerden inerken başlıyor. Kış olmasına rağmen Melendiz Çayı'nın doğayı nasıl canlı tuttuğunu görebilmek mümkün. Aslında Kapadokya çok yeşillik bir alan değildir. Hatta bazı bölgelere çorak bile diyebiliriz ancak Vadi'nin içi resmen bir doğa mucizesi.

Aşağı indikçe vadinin üzerinden tatlı tatlı akışını duyduğumuz Melendiz Çayı'nı artık görmeye başlıyoruz. Yaz aylarında su bu kadar çok değil. En yüksek su seviyesine bahar ve kış aylarında ulaşıyormuş.

Artık merdivenler bitti. Ben de hemen yukarıdan gözüme kestirdiğim tahta köprünün çevresinde değişik fotoğraflar çekmeye başladım. Fotoğraf konusunda fazla profesyonel sayılmam ama  buranın değişik kareler yakalayabilmek için çok uygun olduğunu anlayabilecek kadar fotoğraf çekmişliğim var. Ben basit bir fotoğraf makinesi ile geldim ama fotoğrafçılık merakınız varsa geniş açı, tele ne varsa sırt çantanıza atmayı unutmayın. Sırt çantası en kritik nokta çünkü yürürken bazen atlayıp zıplamanız gerekebiliyor.

Hemen merdivenlerin bittiği noktada bulunan Ağaçaltı Kilisesi'ne geçiyoruz. Yukarıdaki fotoğrafta kilisenin tavan süslemesinden bir örnek görüyorsunuz. Vadi içinde bunun gibi daha birçok enteresan kilise var ancak buraları keşfetmeyi size bırakmak amacıyla fazla kilise fotoğrafı koymuyorum.

Çektiğim fotoğraflardaki nesnelerin büyüklükleri hakkında fikir verebilmek için zaman zaman kuzenimi konu mankeni olarak kullandım. O da sağolsun hiç nazlanmadan bana güzel güzel pozlar verdi. Erdem'le ilk başlarda biraz doğal poz verme sıkıntısı çekiyor ama zamala bana Erol Atar muamelesi yapmasından içinde bir popstar ruhu barındırığını düşünmeye başlıyorum :)

Köprüden çektiğim bu fotoğrafta görebileceğiniz gibi su pırıl pırıl. Sanırım yaz ayında olmayışımızın tek dezavantajı şöyle paçaları sıvayıp suyun kenarından yürüyemeyişimiz oldu. Birazdan sol tarafta gördüğünüz yoldan devam ederek yürüyüşümüze başlayacağız. Çayın karşı tarafından da yürümek mümkün ancak o taraf biraz daha zorlu.

Muazzam görüntüler eşliğinde yürüyüşümüze başladık. Biraz yürüyorum ve tekrar fotoğraf çekmek istiyorum. Oradaki atmosferi bu fotoğraflardan ne kadar iyi yansıtabiliyorum emin değilim ama yürüdükçe içimi bambaşka bir dünyada olduğum hissi kaplıyor.

Bir süre sonra karşımıza bir köprü daha çıkıyor. Bu köprüden geçilerek karşıdaki Yılanlı Kilise'ye gidilebiliyor ama biz oraya dönüşte uğrayacağımız için yürüyüşümüze devam ediyoruz.

Vadinin cephelerinin görüntüsü çok ihtişamlı ve bazen de ürkütücü. Yüksekliği anlayabilmeniz için vadinin üstündeki yapıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bulunduğumuz noktadan küçücük görünen bina vadiye inmeye başladığımız noktadaki restoran ve bilet gişesinin bulunduğu bina.

Vadinin devasa yamaçlarının muazzam görüntüsüne hayran olmamak elde değil. Zaten bu ortam nedeniyle bu vadi önemli bir dini merkez haline dönüşmüş. Eski zamanlarda korunaklı olması nedeniyle birçok topluluğun yaşadığı bu bölgede hemen her baktığınız yönde insanların yaşam alanı olarak kullandığı oyuklar görebiliyorsunuz. Aslında bazı oyukların içlerine ne olduğunu çok merak ediyoruz ama güneş batmadan geziyi bitirmemiz gerektiği için devam ediyoruz.

Güneşin ışıklarının yansıdığı vadi yamaçlarının suyun üzerine düşen görüntüsü gerçekten inanılmaz. Bu renk cümbüşü o kadar göz alıcı ki artık fotoğraf çekmek için durmaktan ilerleyemez hale geliyoruz. Yaklaşık iki kilometre kadar yürümüş olmamıza rağmen en ufak bir yorgunluk hissetmiyorum ve yolun devamında karşıma daha nelerin çıkacağını çok merak ediyorum. Resmen yol bizi kendine çekiyor.

Yolun büyük bölümü rahatlıkla yürünüyor ancak bazen yukarılardan kopan büyük kaya parçaları nedeniyle böyle dar geçitlerden geçmek durumunda kalıyoruz. Geçilmesi güvenli olan yerler yeşil boya ile işaretlenmiş. Yaz olsa çoğu engeli suya girerek daha kolay aşabiliriz ancak biz bunu tercih edemiyoruz.

Birden karşımıza suyun yamacına yapılmış bu kamelya benzeri oturma yerleri çıkıyor. Aslında şu anda koca vadide bizden başka hiç kimse yok ama birazdan bir süprizle karşılaşacağımızı düşünerek yürümeye devam ediyoruz.

Bu çay bahçesi bahar ayında açılmış. Başlangıç noktasına yaklaşık üç kilometre uzaklıkta. Buradan sonra Belisırma Köyü de yaklaşık üç kilometre daha sonra. Eğer yürüşe devam etmek istemezseniz burada biraz mola verdikten sonra geri dönebilirsiniz. Genellikle içecek şeyler satılıyor ancak gözleme de var. Kimse olmadığı için ateşi yakmadıklarından biz siparişlerimizi vererek yolumuza devam ettik. Bir süre daha yürüyüp geri döneceğiz.

Artık suyun ortasındaki ağaç, suya doğru eğilen kaya gibi enteresan görüntüleri normal karşılamaya başladık. Yaklaşık dört km yürümemize rağmen hala yorgunluk hissetmiyoruz ve devam etme isteğimiz üst seviyede.

Beşinci kilometrede böyle güzel bir açıklık alana geliyoruz. Müsade ediliyor mu bilmiyorum ama burada bolca ateş yakıldığına ve piknik yapıldığına dair işaretler var. Aslında tek tük çöpler görsek de bu kadar insanın ziyaret ettiği bir yerin gerçekten çok temiz tutulduğuna şahit oluyoruz. Artık gözlemelerimiz pişmek üzeredir. Geri dönüp gözlemelerimizi yiyeceğiz ve biraz dinlendikten sonra arabamızı bıraktığımız yere döneceğiz.

Bu gezi boyunca yaklaşık 300 kare fotoğraf çektim. Bazılarını beğenmedim, bazılarını gidecek olanlara süpriz kalması açısından kasten koymadım, bazılarını da özel albümüme sakladım. Benim açımdan zevkli olduğu kadar enteresan da bir deneyimdi. Ihlara vadisini insanlardan uzak, özgürce gezebilmenin tadına sonuna kadar vardım.

Biz aracımızı Ihlara köyünde bıraktığımız için 380 basamaklı merdiveni geri çıktık. Aslında bu da değişik bir tecrübeydi ancak vadiye Belisırma köyünden giriş yapıp hiç merdivenlere bulaşmadan geri dönüp tekrar Belisırma köyünden çıkmak da mümkün. Belisırma girişinde de uygun otopark alanı var. Ortadaki çay bahçesi iyi bir mola yeri. Eminim sonuna kadar gidebileceğiniz her noktaya gitmek isteyeceksiniz ancak zamanınız kısıtlıysa Belisırma-Çay Bahçesi arasını yürüyüp tekrar geri dönmek de mümkün. Turla gelecek olanlar ise biraz daha şanslı çünkü tur otobüsleri sizi Ihlara Köyü'nde bırakıp Belisırma Köyü'nde karşılayacaklar.

Gezinizin sonunda muhtemelen acıkacaksınız. Belisırma Köyü'nde bazı restoranlar var ancak haklarında çok iyi bilgiler almadım. Kendiniz bizzat deneyebilirsiniz ancak benim önerim eğer aracınız varsa yola çıkmadan önce aracınıza gerekli piknik gereçlerini almanız olacak. Ihlara'ya yaklaşık 15 km uzaklıktaki Narlıgöl krater gölü muazzam doğası ile iyi bir piknik alternatifi. Eğer Narlıgöl'de durursanız yediklerinizi eritmek için Derinkuyu veya Kaymaklı yeraltı şehri gezisi iyi bir seçim olacaktır.

Tüm bunların sonunda eğer aracınız varsa önerdiğim tur rotanız şu şekilde olacak. Nevşehir-Aksaray yolundan gidiş. Yol üzerinde Ağzıkarahan kervansarayını da gezebilirsiniz. Aksaray'a yaklaşık 10 km kala Güzelyurt-Ihlara tabelasından dönüyoruz, Ihlara'yı geziyoruz. Derinkuyu yoluna yöneliyoruz. Gaziemir Yeraltı Kervansarayı'nı geziyoruz. Gaziemir köyü'nde yemek yenebilecek bir yer de var ama ben Gaziemir'e 2 km mesafede olan Narlıgöl'ü tavsiye ediyorum. Narlıgöl'de bir tesis yok. Güzelyurt'a uğrayarak yemek için gerekli alışverişi de yapabilirsiniz. Narlıgöl'den sonra Derinkuyu veya Kaymaklı yeraltı şehrine gidiyoruz. Gezimizin sonunda Nevşehir'e dönüyoruz.

 

Yorumlar 0
Copyright
Sayaçlar | Bugün : 88 - 300 - 388 | Dün : 104 - 382 - 486 | Toplam : 136622 - 736925 - 873435 | Üyeler : 0 - 2994 | Online : 0 - 6

İstatistikler | Neler Yaptık | Hakkımızda | İletişim | SiteMaps | Rss
2oo4-2o13 © Copyright Ihlara.Net
Yazılım Tasarım C.C.P. İhlara.Net
Made in 68Aksaray